Marlusee et Lapin
Paris'in Paard'i. Groningen'de Paard kalmadigina gore hepimizin Paard'i.

Marlusee et Lapin'in simgesi tavsan ve balik. Lapin tavsan demek olduguna gore baligin adi Marlusse olsa gerek diye dusunuyorum (Marlusse Dutch ismi). Abbesses'den Pigalle'e inen sokaklardan birinde kucuk bir bar. Icerdekilerin cogu regular. Bunu hem barmenlerle olan muhabbetlerinden hem de ikinci gidisinizden sonra anlayabilirsiniz. Mekan, tabir-i caizse loser dolu. Ilk gittigimiz aksam New Yorklu bir kadin vardi mesela. Bagira cagira The Doors sarkilari soyluyordu bir Fransiz hatunla. Arkadaslar sandik. Fransiz abla "yok tanimiyorum, burda gordum" dedi. Amerikali abla sonradan gergin bi abiyle once muhabbete sonra dalasmaya basladi. Sonra bana sardi. Ne yalan soyleyeyim bana soyledigi bir sey cok hosuma gitti. Ama 15 dakika daha konussak papaz olabilirdik.
Bir gun isten ciktim gene Pigalle'e gidiyorum Paard'a. Metroda biri Paris metrosunun tarihiyle ilgili kitap satiyor. 2 euro. Paris metrosu kitabini kim ne yapsin? Turist olsam gene de almam, diye dusundum. Ama abi de zaten biri kitap almis almamis hic umrunda degil. Konusuyor, tanitiyor, sonra da "alirsaniz ekime, almazsaniz zikime kadar" edasiyla diger vagona geciyor. Abinin yuzunu gozum bir yerden isiriyor, ama zerre kadar fikrim yok. Pigalle metro cikisinda gene karsilastik abiyle. Ben Adeline'in evine gittim. Onu aldim, Paard'a gittik birlikte. Metroda kitap satan abi, bir onceki hafta New Yorklu ablayla tartisan gergin abiymis meger. Ne zaman Paard'a gitsek abi orda. Demek ki birileri o sacma kitaplari aliyor ya da abinin baska bir gelir kaynagi daha var.
Bir defasinda kartografla tanistik mesela. Universitelerin kartografi bolumunu tercih kilavuzunda gormustum, ama hic kartografla tanismadim. Cok bi numaralari yok. Biraz muhendis nerdlugu gozlerden kacmadi ama. Genelde kimseyle konusmayan ama mutemadiyen hatun kesen, oldukca regular yalniz bi amca var. Kimdir, necidir, bilmiyorum. Umuyorum ki ogrenmek durumunda da kalmam.
Bar kisminin tayfasi boyle regular losers. Bari gecip ilerlediginizde hava degisiyor. Yuksek topuklu ayakkabilari, kisa elbiseleri ve kocaman kemik gozlukleriyle Parisienne kizlar; kucuk popolari ve atkilariyla Parisienne oglanlar. Bar masalari dikis makinesi gibi enteresan esyalardan olusuyor. Koridoru gecince ortam iyice enteresanlasiyor: yatak odasinda buluyorsunuz kendinizi.

Tipki bir yatak odasi gibi dosenmis bu odada hicbir ayrinti unutulmamis. Etajer, makyaj masasi, puf, duvarda aile fotograflari... her sey var. "Yatakta yemek yenmez, gunah" diyenler yatakta icki de icilemeyecegini belirtmediklarine gore gonul rahatligiyla ickilerimizi yudumlayabiliriz. Tabii yatagi kapmak icin erken gitmek gerekiyor. Bizim haftaici yemek saatimizin 9-10 arasi oldugunu dusunursek yatak henuz nasip olmadi bize. Ama ben halimden memnunum. Bari masalardan ve yataktan daha cok seviyorum.
Marlusse et Lapin boyle enteresan bir yer iste. Ayni mekanin icinde 3 farkli ortami hissedebiliyorsunuz. Her seyden onemlisi kendimi evimde hissettigim bir yer. Paard'i o kadar ozel kilan, nereye gitsek diye dusunmeden direk oraya goturen seylerin basinda kendimizi evimizdeymis gibi rahat ve oraya ait hissetmemiz geliyordu. Marlusse et Lapin da bana ayni hissi veriyor.
Farklar yok degil tabi. Mesela drop shot yok. Onun yerine rhum shot var :) Bir de Adeline'in soyledigine gore dunyanin en guzel caipirinhasini burdaki barmenler yapiyormus. Sirri, esmer seker ile hazirladiklari bir karisim ve kokteylin ustune koyduklari tarcin. Muazzam!
Bi gelin de Paard'a gidelim :)