8 Haziran 2010 Salı

I don't sleep but I drink coffee instead ya da Uykusuz


Keske bu yazinin Uykusuz'la bir alakasi olsa... O zaman super eglenceli olabilirdi, ama maalesef hic de eglenceli olmayan ve dahi bana sikinti olan bir konu uzerine yazacagim.

Gecen kasim ayindan beri bana bir uykusuzluk hasil oldu. Gecen seneden beri hayatimda meydana gelen degisiklikler, doktoranin sonuna yaklasmis olmak ama alkol toleransi disinda bir arpa boyu yol almamis olmak, hala yapilmasi gereken isler... Oydu buydu derken uykularim kacti. Sevgili aile doktorum once hafif bir uyku ilaci verdi ama "Bu ilaci kullanmamaya calis" dedi. Hollandali doktorlar ya ilac yazmiyorlar ya da ilac yazip "ama kullanma" diyorlar. Zaytungun deyimiyle "boylesine mukemmel bir sistem kendi kendine var olmus olabilir mi?"... Ilaci, haftada bir iki kullanirken vucudum tolerans geclistirdi tabi. Bizim psikolojide habituation dedigimiz bir mevzu (Allahim, sonunda meslegimin erbabiymis gibi konusabiliyorum ben de! Sukurler olsun yalebbim!). Bu sefer de melatonin verdi cigerparem aile doktorum. Neyse ki bu defa kullanma gibi uyarilarda bulunmadi, cunku melatonine tolerans gelistirilmiyor. Melatonin uyku/uyaniklik dongusunu duzenleyen bir hormon. Karanlik olunca artip "bak hava karardi. evli evine koylu koyune. sen de yatagina" diyor. Hava aydinlaninca da azalip "haydi dostum, uyan artik. muktesem bir gun seni bekliyor!" diyor. Ben de her gun birinin bana uyku vaktinin geldigini hatirlatmasi icin bu kucuk hapciklari aliyorum. Hayirli olsun!

Gene de derdime ilac olmadi bu melatonin. Daha dogrusu stres ve kayginin oldugu yerde melatonin kazanina dussen ise yaramiyormus, ben bunu anladim. Gecenin bir vakti uyaniyorsun zink diye. Peki uyanip ne yapiyorsun?

Sevgili EdWood, hicbir sey dusunmemek, illa ki cok gerekirse sadece karanligi dusunmek, icinden sarki mirildanmamak, canini sikan seyleri aklinin ucundan bile gecirmemek, yorelerine dahi ugramamak ve cok kipirdamamak gibi tavsiyeler salik verdi. Bir kere basarili oldum. Nasil olduysa gercekten hicbir sey dusunmemeyi ve sadece karanliga odaklanmayi basardim ve pit diye geri uyudum. Acemi sansiymis... Bir daha olmadi. Peki baska baska ne yapiyorum?

Dogdugumuz andan itibaren cepten yemeye basladigimi beyin hucrelerimin olmesi gerekenden daha fazlasi sirf bu uykusuzluk yuzunden olmesin diye ben kendime "Sifir dusunce, sifir yok olus!" diye bir motto belirledim. Iste gece uyandigimda kendime "Yavrum Primavera, sifir dusunce, sifir yok olus" deyip kendimi uyumaya motive etmeye calisiyorum. Cok isleyen bir sistem degil. Hayatta da carpici bir propoganda slogani bulamam demek ki... En iyisi ben hic politikaya filan girmeyeyim. Sonra nacizhane okuma lambami acip Uykusuz okumaya basliyorum. Eger sansim yaver giderse bir yazi okuyana kadar uykum geliyor. Yani Uykusuz bana iyi geliyor. Ancak dun aksam Baris Uygur bitti, Erman Caglar bitti, Benim de Soyleyeceklerim Var'a yelken actim ve sonra pes ettim. Isigi kapatip bir kere daha uyumayi denemeye karar verdim. Bir saat sonra hala daha uyaniktim. Paris'te odam caddeye baktigindan araba seslerinden uyuyamadigim olurdu. Bilhassa cuma ve cumartesi geceleri. O zamanlarda geyet de ise yarayan yontemi uygulamaya karar veridm ki zaten benim bildigim son yontem: Anlamadigim bir dilde televizyon dinlemek. Evet, izlemek degil sadece dinlemek. Mumkunse televizyon gorus alaninin disinda olacak ya da televizyona arkamiz donulecek ve ablalar-abiler orda konusurken oyle masal dinler gibi uykuya dalinacak. Ingilizce olmaz. Onu anliyorum. Hollandaca'yi da anliyorum, ama bir deneyeyim dedim. Ama Hollanda kanallari gece boyu "Arabada 5, evde 15. Hosuma da giderse bendensin" seklinde telefon hatlarinin reklamini yapiyor. Bir Alman kanalinda belgesel bulup, ses ayarini 2'ye takip dondum yattim. N'oldu? Husran... Takribi kirkbes dakika sonra televizyonu kapatip tavana bakma yontemini denemeye karar verdim...

Bir gece icinde melatonin hapi, sifir dusunce sifir yok olus mottosuna sarilmak, Uykusuz okumak, anlamadigim bir dilde televizyon seyretmek gibi degisik yontemleri kullanmama ragmen uykuya dalmak konusunda bir asama kaydedemedim. Su doktorada bu kadar cesitli yontem kullansam, yemin ediyorum simdiye dorduncu makalemi basiyor olurdum! Introduction to Psychology dersinde okudugumuz o dunyanin en gereksiz kitabinda, bir arastirma sorusunu incelemek icin ne kadar farkli yontemler ve yaklasimlar kullanabilecegimizi gostermek icin fil benzetmesi kullanmislardi: Fil cok buyuk oldugu icin oyle bir yerinden kavramak mumkun degil, ama ben kulagini tutayim, sen hortumunu tut, beriki dizlerden asilsin, kendine guvenen baba yigit bacaklara dolansin... fil sorunsalini boylelikle cozelim. Isten ben de uyku sorunumu kulagindan, bacagindan, hortumunda, ensesinden, her yerinden tuttum ama o beni nakavt etti.

Bu duruma acayip canim sikiliyor. Ben de is arkadaslarim ya da EdWood gibi bebekler gibicesine uyumak istiyorum. Bir keresinde danismanim Patris ile konusurken uyku sikintisi yasadigimi soylemistim de icgoru yoksunlugunun 3-boyutlu hali Patris, "Haha gece uyuyamiyor musun? Ben bebekler gibi uyuyorum. Hatta daha da fazla uyumayi istiyorum, ama calismam gerek" diyerek uykusuzluktan capi zaten kuculmus gozbebeklerimi bir de sinirden kucultmustu! Ben de gunun birinde Patris'i gozleri cokmus gordugumde "Sakin bana gece uyuyamadigini soyleme Patris. Inanamiyorum! Bu sen olamazsin!" demek istiyorum. Allahim bir gorsem o gunleri... bak doktoradan bile vazgecebilirim bu ugurda :)

Baslik: Paris'te adina vurulup aldigim Cd. Brenda Kahn diye bir hatun. Kuzeyguney'den sarki koymayi ogrenince eklerim.

Foto: Hess Design Works

2 yorum:

  1. Oğlan olsan uyuyamadığında şöle bir Red light yap gel derdim ama hatun kişi olman hasebiyle 6 bira çakıp sonra sızmayı önerebilirim. Ben öyle yapıyorum. Ama yanına bir sürahi su almayı unutma... :)

    YanıtlaSil
  2. Dun aksam ben de aynen oyle yaptim Madman, ama sarapla... Aklin yolu bir tabi :)

    YanıtlaSil