
Zaman dedigin sudan da hizli akiyormus. Bunu anladim. Alti ay uzatma aldin dedikleri daha dun gibi. Yani cabucak gececegini biliyordum ama bu kadar da beklemiyordum yahu.
Saint-Lazare Gari'nin onundeki bu enstalasyonun (TDK buna bi karsilik bulsa ya) adi "Time for all". Bindokuzyuzseksenbes yilinda Arman adinda bir sanatci tarafindan yapilmis. Paris gibi, insanlarin mutemadiyen bir yerlere kosturdugu, bir yerlere yetismeye calistigi, merdivenlerden kosarak inip metroyu son anda yakaladigi, cumartesi gecesi icmeye Montmartre'a gittiginde bile gece 2'deki son metroyu yakalamak icin saatine baktigi, pazar gunu oylesine dolasirken bile hizli hizli yurudugu bir sehirde time for all. Ruya gibi...
Her sey icin zamanim olsun istiyorum. Fransizca calismak icin, film izlemek icin, makale okumak icin, makale yazmak icin, gunesli gunde parkta yurumek icin, spora gitmek icin, hicbir sey yapmadan muzik dinlemek ve bir seyler okumak icin, yuzmek icin, tezimin introsunu yazmak icin, is basvurusu yapmak icin, iki bira cakmak icin, dans etmek icin... her sey icin. bunlarin hepsini dusundukce hicbir sey icin zamanim yokmus gibi geliyor. l'heure pour rien.
Gare Saint-Lazare'in onunde dursam, su saatlere baksam oylece. Bi dursam. Saatlerden saat, zamanlardan zaman begensem. Ancak yurumek istedigimde yuruyup gitsem.
Photo from: http://archeologue.over-blog.com/10-categorie-10513400.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder