"Bir yerlerden bir gozun beni seyrettigi duygusuna kapildigimda once pek telaslanmadim.
.....
Beni gozetledigini sezdigim sey, belli belirsiz bir hayaldi, onem vermek istemedim. Ama bekci duduklerinden ve uzak mahallelerde uluyarak birbirlerine saldiran kopek surulerinden baska hicbir seyin isitilmedigi uzun sessizliklerde bu gozetlenme duygusu agir agir yukselerek oyle yogunlasti ki, bir sure sonra, yokmus gibi davranarak bu bogucu baskidan kurtulamayacagimi anladim.
Her seyi goren ve her yerde beni bulan bir goz, artik hic saklanmadan gozetliyordu beni! Hayir, uydurdugum hikayelerin kahramanlariyla hicbir ilgisi yoktu; onlar gibi korkutucu, cirkin ya da gulunc degildi; yabanci ve soguk da degildi; hatta, evet, tanidik bir seydi: goz beni taniyordu, ben de onu. Uzun zamandir birbirimizden haberliydik, ama birbirimizin bu kadar acikca farkina varmamiz icin, o geceyarisi hissettigim o ozel duygu, yurumekte oldugum o ozel sokak ve o sokaktaki goruntunun siddeti gerekmisti."
Orhan Pamuk, Goz, Kara Kitap.
Foto: Varsova'da siradan bir bina.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder