Mimari cok seyi degitiriyor galiba. Varsova’nin gorunumu her seyden biraz barindiriyor. Sonucta Polonya Kralligi’nin en onemli sehirlerinden birinden bahsediyoruz. Tarihi zengin, siyasi onemi yuksek, ihtisamli…imis, 2. dunya savasinda yikilana kadar. Tabir-i caizse tas tas ustunde kalmayincaya dek yikilmis Alman bombardimanlarinda. Sonra komunist rejimin ulkenin ustune coreklenmesiyle birlikte savas sonrasi yeniden yapilanma tabii ki de komunist etkisinde olmus. Komunist binalar ya cok sikici, insanin icini karartan ve asik suratli oluyorlar ya da komunizmin gucunu cumle aleme duyurmak icin heybetli, gereksiz yere goterisli, ama illa ki insanda “evet, gucluler” hissi uyandiran cinsten oluyor. Sunun bir ortasini bulsalarmis belki de komunizmin sonu bu kadar cabuk gelmezmis (mimariden siyaset ve ekonomi tarihi analizleri yapan bos insana bagladim). Krallik donemi ve komunizmden sonra 90lar sonrasi yeniden kurulmaya calisilan Varsova donemi baslamis. Kapitalizmin karga tulumba, salyalarini sacarak girdigi cogu dogu blogu baskenti gibi Varsova’da da yuksek binalar, alisveris merkezleri, plazalar cirkin cirkin yukselmeye baslamis, bu defa zenginligin ve “gelisimin” simgesi olarak. Iste sehre yaklasirken boyle bir goruntu karsiliyor insani: krallik doneminden kalma gorunumlu binalar, komunist binalar ve plazalar. Cirkin.
Hangi rehberi acsaniz, nereye baksaniz ayni sey “Bu bina eskiden bilmem neydi, ama 2. Dunya Savasi’nda yikildi. Sonra yeniden yapildi”. Cok garip bir his. Baktigin sey aslinda dortyuz yildir orada duruyor, ama sadece 40 yil once yapilmis. Ajda Pekkan gibi :) Saka bir yana, insanda garip bir his uyandiriyor. Birincisi, boyle bir yikimin nasil olabilecegini soruyorsunuz. Yasayan disinda kimsenin aklinin almayacagi bir sey. Ikincisi, sahte gibi geliyor. Piril piril parliyor her sey. Boyle bir bos yani. Ben ki tarih-arkeoloji islerine gonul vermisimdir, sikinti basti resmen. Bu uzun girizgahtan sonra kayda deger gordugum birkac seyden bahsedeyim (bin bilmem kac yillik sehri omlet yapan insana bagladim bu defa da).
Polonya cok katolik bir ulke. Komunizm “din yok, aq” dedikce daha da bir imana gelmisler, her baski rejiminin yasakladigi seyin daha cok ayagina dolanmasi gibi. Bir onceki papa Polonyaliymis. Papa 2. Jan Pol. Hani Mehmet Ali Agca’nin 1981’de suikast girisiminde bulundugu papa. Polonyalilar ulkelerinden papa cikmis olmasindan dolayi cok gurur duyuyorlar sanirim ki kendisinin portresi, afisi her yerde. Her kose basinda, her kilise cephesinde, her dukkanda, bilhassa turistlik hediye dukkanlarinda, duty free’de surekli bir Jan Pol gordukten sonra bana afakanlar basti tabii ki de. Gruptaki tek musluman olarak da cok rahatsiz oldum, hakir goruldum, bu Avrupalilari Allah bildigi gibi yapsin… diyecegimi saniyorsaniz beni tanimiyorsunuz :) Ama bu blogu sadece beni taniyanlar okuduguna gore demek ki demiyorsunuz :) Saka bir yana kilise gercekten cok guclu Polonya’da. Kararlara mudahale gucune sahip.
Polonya yargitay mahkemesinin Varsova’da guzelce bir binasi var. Bina 1996-1999 arasi yapilmis ve komunizm sonrasi “modernlik yarisinda artik kimse onumuzu alamaz” dalgasindan nasibini almis. Binanin girisi olarak tasarlanan kisimda karyatit sutunlar tasima unsuru olarak kullanilmis. Cok guzel, heybetli duruyorlar. Bilen goz, hemen fotografta bir seyi fark edecektir. Atinali karyatitler ciplakken Varsovali karyatitler giyinik. Herhalde mimarlar yargitay onunde de ciplak kadin heykeli dustursuzluk olur deyip bi oto-sansur uygulamislar. Yalniz bu ulemaya kafi gelmemis. Bu bina onemli bir kilisenin yolu ustunde. Yani o kilisenin rahipleri ise gidip gelirken bu karyatitleri goruyorlar. Polonya merkez kilisesi papazi (Polonya ark bisopu galiba bu) ya da iste benzer derecede onemli kisilerden olusan kurul binaya destur vermemis. Memleketin en yuksek mahkemesinin onune boylu boyunca kadin heykelleri diktiginiz yetmiyormus gibi bir de abdestimizi mi bozacaksiniz demisler. Kilisenin ve tutucularin elestrileri baskin cikmis ve binanin giris kismi degitirilmis. Giris, normalde arka taraf olarak planlanan cirkin cirkin sutunlarin dikildigi kisima tasinmis ve onune bence cok cirkin olan Guven Park’takine benzer savas sahnesi heykeli yapilmis. Karyatitlerin tasidigi orjinal giris de havuzlu mavuzlu, sulu sepelek bir seye donusturulmus. Binyillardir yuklerini baslarinin ustunde tasiyan karyatitlerin cilesi gene bitmemis yani…

Varsova’nin cileden nasibini alan bir diger yeri de unlu Varsova gettosu. Ikinci dunya savasi basladiginda Varsova nufusunun %30’undan fazlasi yahudiymis. Varsova gettosu yaklasik 400.000 kisiyle Avrupa’daki en buyuk gettoymus. Hitler'in yahudi soykirimina hemen savasin baslamasiyla baslamadigini belgesellerden ogrendik cok sukur. Basta kendilerine hayati zindan etmek, gettolara kapatmak, kamplara gondermek, hapse atmak gibi seyler yapiyormus. Sonradan, sanirim savasin ucuncu yilindan sonra kamplardaki yahudileri sistematik olarak oldurmeye baslamis. Savasin sonuna dogru da kaybetmenin hirsiyla iyice cigrindan cikmis yontemler kullanmis. Varsova gettosunda da 1942’ye kadar olum kamplarina gondermeler yasanmamis, ama sonrasinda da onunu alamamislar. 1943 yilinda getto baskaldirisi yasanmis. Yaklasik uc ay suren baskaldiri boyunca gettoda yasayan yahudiler, nazi askerlerine direnis gostermisler, ki askerler boyle bir direnisi hic beklemiyorlarmis. Tabii ki hikaye yahudiler icin mutlu sonla bitmemis. Almanlar getonun duvarlarini, yani bir nevi gettoyu yikarak bu isi kokunden halletmisler. Bugun, gettoyu cevreleyen duvarlarin gectigi yere Varsova buyuksehir belediyesi “1940-1943 Getto Duvari” yazan pirinc plaka yerlestirmis. Sehrin kaldirimlarinda, getto siniri boyunca kesintisiz devam ediyor bu hat. Yirmi santim kalinliginda bir duvarin ayirdigi dunyalar icin ise ayni seyi soyleyemiyoruz. Duvarin otesi olum, berisi yasam. Beride kalanlar, ayni zamanda geride kalanlar.

Bu duvarin gectigi yeri cok aradik gece yolda yururken cunku toplantiya birlikte gittigimiz is arkadaslarimdan birinin partnerinin ailesi Varsova gettosundan gelmeymis. Ordan Paris’e kacmislar. Calisip didinip para biriktirip her sene bir kardeslerini daha Paris’e kacirmislar. Bu isler sirayla oldugundan en buyuk kardesten en kucuge dogru gidiyorlarmis. En kucuk kardesleri, onlar parayi denklestirip kardeslerini kaciramadan toplama kampina gonderilmis. Bunun uzerine daha da soz soylemeyi gereksiz buluyorum.
Adini hatirlamadigim bir kilise-okul aklimda kaldi bir de. Dini bir okul. Manastir gibi ama daha siki bir yer. Tabii ki de varlikli ailelerin kizlari icin. Kizlar bu okula ergenlik doneminde girip bir daha cikmiyorlarmis. Cikmiyorlarmis derken kelimenin gercek anlamiyla binadan cikmiyorlarmis, cunku bu kilise-okulun kati kapalilik kurali varmis. Dis dunyadan olan ihtiyaclari idare tarafindan karsilaniyormus. Kizlar ise omurlerini din ve egitim ile geciriyorlarmis. Aktarilmayan bilginin kime ne hayri oldugu konusunu simdilik bir tarafa birakalim, cunku bu okulda beni benden alan asil sey istisnai durum diye anlatilan sey. Bu okul o kati kapalilik kuralini yikip kapilarini toplamda iki kere, resmi olarak bir kere acmis. Resmi olmayani getto direnisi isyani sirasinda. O donem rahibeler sivil halka yemek vermis, hemsirelik yapmis. Sonra tekrar kapatmislar kapilari. Resmi olan ikincisi ise 1944 yilinda. Hitler yendildigini anlayip de isgal ettigi yerlerden geri cekilirken geride kelimenin gercek anlamiyla yangin yeri birakma emri verdiginden, askerler, hem onlerine geleni oldurmeye hem de her seyi yikmaya baslamislar. Iste bu donemde bu kilisenin yuregi sevgi dolu (!) rahip ve rahibeleri kiliseyi yaralilarin tedavisi icin acmislar kapilari… Savas 1939 eylulunde basliyor, sen savasin sonuna, 1944 agustosuna kadar sanki hayat normal devam ediyormus gibi egitim-ogretim, dua-ayin devam ediyorsun hayatina. Nasil bir Allah aski arkadas seninki! Dunya savasi koparken kapali kapilar ardinda ucyuz yillik geleneklerini surdurmek nasil bir sey? Bunun nasil mumkun oldugunu acikcasi anlayamiyorum.
Bir de Marie Curie'nin dogup buyudugu evi gorduk. Pek sirin masallah. Yalniz o evin Marie Curie'ye ait oldugunu anlamak icin kapinin ustune konmus A4 buyuklugundeki levhayi gormek gerekiyor... Papa'nin resmi her yerde bayrak gibi dalgalansin, iki dalda birden nobel odulu alan ilk bilimcinin adini kapi zillerinde ara!!! Cok fena cifte standart yapmissin Varsova!
Iste Varsova boyle gecti. Son olarak turistik bilgi baglaminda iste sehrin ortasindan nehir geciyor. Vistul nehri. Bir de bir suru saray var ama ben onlari gormedim. Sanirim Varsova’ya dair soyleyeceklerim bitti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder