Sanirim uc ay once uc arkadas haftada iki aksam yuzmeye gitmeye karar verdik. Ben ve P. sirt agrimiz icin, S. ise Karadeniz baligi, yuzmeyi sevdiginden. Galiba sadece 4 hafta birlikte gidebildik. Is, guc, konser derken P. ve S. gelemiyorlar. Ben de issiz gucsuz insan modeli degilim (artik) ama bir kere gitmezsem bir daha gitmem diye korktugumdan termometrelerin -8 gibi sacma sayilari gosterdigi su icinde bulundugumuz zaman diliminde bile gidiyorum yuzmeye.
Bugun de gene Grote Markt'ta Beijum otobusunu son anda yakalayip, hatta "Bisikleti kitledik mi acaba? Otobusu kacirmiycaz diye bisikletten olmayalim!" diye dusunerek otobuse bindim. Madem o kadar icine dert oldu binmeyip bisikletini kontrol etseydin dediginizi duyar gibi oluyorum, ama hava zaten civi gibi sogukken ve ben bu havada bisiklete binerken o otobuse kendimi atmayi o kadar cok istedim ki... oyle de yaptim zaten :) Kapinin onune ilistim cunku baska yer yoktu. Toplu Tasima Ofisi'nde gorevli bir abla "Ilerleyelim, beyler!" diye uyardiysa da islerinden yeni cikmis, soguktan donmus, evlerine gitmeye can atan yavru Dutchlar hic orali olmadilar. Hastanenin onundeki duraga geldigimizde durakta bekleyen yaklasik 12 kisi olmasina ragmen otobuse kimse binmedi. Ben toplu tasima ablasina sordum "Hayyirdir?" "Otobus dolu" diye cevabi cakti bana abla. Vay dedim!
Hayati Izmit, Istanbul, Ankara belediye otobuslerinde, Gebze-Harem dolmusu (ki TR'deki butun dolmus hatlari icinde en denetimsizi oldugunu dusunuyorum), Gebze-Haydarpasa arasi banliyo trenlerinde, ve sehir hatlari vapurlarinda gecmis biri olarak bu araclarin hepsinin insani standartlar cercevesinde yolcu tasima kapasitesi oldugunu ve bu sayilarin da metal tabelalar ustunde aracin girisinde yazdigini biliyorum. Bilmedigim bu rakamlarin dikkate alindigi. Kucukken ozellikle trende konduktoru biletleri kontrol ederken insanlari da sayiyor sanirdim. Yoksa nereden bilecekler kac kisi oldugunu, limiti asip asmadigimizi. Ama gene de her daim vagonda olmasi gerekenden cok insan oldugunu dusunurdum. Cok gecmeden hakli oldugumu anladim kucuk aklimla.
Buraya geldigim ilk sene, daha birinci kur Hollandaca tamamlamisim, Almanca konusmak daha kolay geliyor ve derdimi daha iyi anlatiyorum; bir gun bir belediye otobusunun ustunde o yaziyi gordum "Bu otobus oldu oldugu icin yolcu alamamaktadir". Aklim almadi tabii ki. Bana kalsa otobusun daha gideri var, alir bir 25 kisi daha. Dedim herhalde ben anlamadim Hollandaca oldugu icin. Bolume gidince sozluge baktim. Yok sorun bende degil. Otobus doldu diye otobuse yolcu alinmayan bir ulkede yasiyorum! Ben gene "Vay dedim!"
Keske demesem tabii. Banliyo trenleri ozellikle aksam ve sabah saatlerinde konserve kutusu gibi olmasa, Kizilay-ODTU minibusu nizamiyeden sonra yolcu sayisini ikiye katlamasa, Kizilay'dan Subayevleri'ndeki isyerime giderken bindigim otobus Ulus'a kadar akraba gunu gibi olmasa, Istanbul'daki belediye otobuslerinden bahsetmek bile istemiyorum... orda degisik bir mitoz bolunmenin vuku buldugundan supheleniyorum! Ama iste doldu diye yolcu almayan otobus gordugumde sasiriyorum.
Bugun otobusun son yolcusu ben oldum. Cancagizim bisikletimi kilitlememis olma ihtimalime ragmen bindigim (kahramanlik degil aptallik aslinda yaptigim) otobusun son yolcusu oldum. Ama uzuldum de. Yani benden sonraki 12 kisi o sogukta beklemeye devam etti. Halbu ki diyorum ya, otobuste yer var. Oniki ne, hepsinin +1'leri da gelsin! Herkese yeter. Ustelik sofor de hani gene de durdu ve orta kapiyi acti, cunku onde zaten yigilma vardi. Ama durakta bekleyen yolcu adaylari binmediler! Yani bu sistem karsilikli isliyor. Yolcu da "Ya surda dursak ne olacak, 15 dakkaya evimizdeyiz nasilsa" demiyor da "Bu otobus dolmus aga. Neden durdun ki? Binemem ben bu otobuse" diyor. Allah kabul etsin! Dutch efficiency!
Sonuc itibariyle ben pasa pasa havuzuma gittim. Hatta yol biraz sehir disinda oldugundan komple buz tutmus kanal, buz icinde olduklari yere cakilip kalmis bot evler, ve kanalin uzerine dogmakta olan sarimtrak dolunaydan olusan manzarayi da seyre dalip 12 Subat 2009 gunu B. ve S. Paard van Troje'ye gittikten sonra bakip bakip agladigim, Cemal Sureya'dan siirler okudugum dolunayi hatirladim.
Sonra yuzdum. Duz-ters-duz-ters-duz-ters... Harose yuzuyorum. Boylelikle esit yuzmus oluyorum (evet, obsesifim). Donus yolunda bindigim otobus de nedense ucretsizdi. Hollandalilarin hic yapacagi is degil, ama nedense bu aksam ucretsizdi. Gerci otobusun soforu olan Sofor Nebahat Abla bir sey dedi, ama 1 saat harose yuzen ben, pelte kivamina gelmis oldugumdan dinlemedim bile. Iste bugunun sansli yolcusu olarak kendimi aday gosteriyorum ve oy birligiyle adayligimi kabul ediyorum. Darisi Persembe'ye...
Cografya'da resmi olarak "Kuzey ulkesi" diye gecen bir ulkede hava -10 oldu diye butun raylarin donmasi, makaslarin calismamasi, hadi raydan makastan vazgectim, trenlerin nezle olmuscasina bozulup yolda kalmasi!!! Groningen-Schiphol yolunu atlatirsak gerisinden korkum yok. Turk pilotlarina guvenim tam! Kelle koltuk havayollari da olsa, ki bilhassa onlar, ulasirlar varis noktalarina :)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder